Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
ISBN
978-975-510-577-2
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınları
Mütercimi
Tahsin Yücel
1957 yılında kırk dört yaşında Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: "İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?" Camus'ye göre sanat `yalancı bir lüks' ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar.

Kabil'in Çocukları

İlkçağ evreninde, öldürme açıklanmaz ve cezası çekilmez bir şeydir. Lukretius'ta evet, daha o zamandan, insanın öldürmesi tanrının öldürmesine bir karşılıktan başka bir şey değildir. Lukretius'un şiirinin şişmiş vebalı cesetleriyle dolu tanrısal sunaklar gibi olağanüstü bir imgeyle bitmesi bir rastlantı değildir. Bu yeni dil Epikurus'un, Lukretius'un çağdaşlarının duyarlılığında yavaş yavaş biçimlenmeye başlayan bir kişisel tanrı kavramı göz önüne alınmadan anlaşılamaz. Başkaldırı kişisel tanrıdan kişisel olarak hesap sorabilir. O egemenliğini sürdürmeye başlar başlamaz, başkaldırı en azgın kararlılığıyla dikilir, kesin hayırı çıkarır ağzından. Bugün yaşadığımız biçimiyle başkaldırının tarihi Prometheusun öğrencilerinden çok Kabil'in çocuklarının başkaldırısıdır. Bu bakımdan herşeyden önce Tevrat hız verecektir bu başkaldırıcı güce. Buna karşılık Pascal gibi başkaldırmış us, yolunu tamamlayınca İbrahim'in İshak'ın ve Yakub'un Tanrısına boyun eğmek gerekecektir. En çok kuşkuyu duyan ruh en büyük yazgıcılığa sarılacaktır. Bu açıdan, Tanrının görünüşünü yumuşatmasıyla, onunla insan arasına bir aracı koymasıyla, İncil dünyanın bütün Kabillerini önceden yanıtlama çabası olarak görülebilir. İsa başlıca iki sorunu, başkaldırmışların da sorunu olan kötülük ve ölüm sorunlarını çözmeye gelmiştir.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
ISBN
978-975-510-577-2
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınları
Mütercimi
Tahsin Yücel
1957 yılında kırk dört yaşında Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: "İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?" Camus'ye göre sanat `yalancı bir lüks' ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar.

Doğaötesi başkaldırı

Doğaötesi başkaldırı insanın kendi koşulunun ve bütün evrenin karşısına dikilmesidir. İnsanın ve evrenin ereklerini yadsıdığı için doğaötesidir. Köle durumu içinde kendisine verilen koşula karşı çıkar; doğaötesi başkaldıransa, insan olarak kendisine verilen koşula. Ayaklanmış köle benliğinde efendisinin kendisine davranışını yadsıyan birşey bulunduğunu kesinler; doğaötesi başkaldıransa, evrence yoksun bırakıldığını bildirir. Her ikisi için de yalnızca basit bir yadsıma söz konusu değildir.. Her ikisinde de bir deger yargısı buluruz, başkaldıran kişi işte bu değer yargısı adına yadsır durumunu benimsemeyi.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
ISBN
978-975-510-577-2
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınları
Mütercimi
Tahsin Yücel
1957 yılında kırk dört yaşında Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: "İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?" Camus'ye göre sanat `yalancı bir lüks' ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar.

İnsan

İnsan ne ise o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
ISBN
978-975-510-577-2
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınları
Mütercimi
Tahsin Yücel
1957 yılında kırk dört yaşında Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: "İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?" Camus'ye göre sanat `yalancı bir lüks' ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar.

Uyumsuzluk

Uyumsuz, kendi başına ele alındığı zaman bir çelişkidir. Yaşamı sürdürmek isterken değer yargılarını bir yana attığına göre, özünde bir çelişkidir uyumsuzluk, çünkü yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Soluk almak yargılamaktır. Yaşamın sürekli bir seçme olduğunu söylemek yanlış olur kuşkusuz ama her türlü seçmeden de yoksun bir yaşam tasarlanamayacağı da ortada. [...] İnsanı yalnızlığı içinde anlatmaya kalkan uyumsuz onu bir ayna önünde yaşatır. İlk sızının bir rahatlığa dönüşme tehlikesi belirir o zaman. Bunca özenle kaşınan yara sonunda haz vermeye başlar.

Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
ISBN
978-975-510-577-2
Baskı Sayısı
0. Baskı
Yayın Evi
Can yayınları
Mütercimi
Tahsin Yücel
1957 yılında kırk dört yaşında Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: "İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?" Camus'ye göre sanat `yalancı bir lüks' ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar.
Neden Altını Çizdim?
Bugün toplum düzeyinde durum bu değil mi zaten?

Kötülük ve Erdem

Hiçbir şeye inanılmıyorsa, hiçbir şeyin anlamı yoksa, hiçbir değere "evet" demiyorsak, herşey olanaklıdır, herşey önemsizdir. Ne evet kalır, ne hayır, katil ne haklıdır ne haksız. Kişi kendini cüzzamlıların bakımına adayabileceği gibi, içinde insanlar yakılacak ateşleri de tutuşturabilir. Kötülük ve erdem de birer rastlantı ya da gelip geçici birer istektir.

Devrim Arabaları

1960 yılında 27 Mayıs darbesi sonucu göreve gelen general Cemal Gürsel'in gerçek hikayesinden yola çıkarak oluşturulan Devrim Arabaları adlı filmi babası darbecilikle suçlanan parlak yönetmen Tolga Örnek'in çekmesi ilginç bir tesadüf olmuştur. İhtilalden bir sene sonra Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, uzun zamandır hasretini çektiği yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder ve görevin TCDD işletmesine verildiğini açıklar. Hemen işe koyulan 23 mühendisin önünde bu otomobili yapmak için Cumhuriyet Bayramı’na kadar yalnızca 130 gün vardır. Devrim adı verilecek olan bu arabayı üretmek için 23 mühendis el ele verecek, kariyerlerini ve aile hayatlarını riske atarak zamanla, yoklukla, politikayla, karşılarına çıkan sayısız engelle baş etmek zorunda kalacaktır. Benzini bitti diye yolda kalan araba etiketiyle unutulan Devrim'in hazin hikayesinin bilinen ve bilinmeyenlerinin anlatıldığı Devrim Arabaları filminin senaryosunu, Murat Dişli ve Tolga Örnek 2 yıllık bir araştırma sonucunda oluşturmuşlar. Yardımcı yönetmenlik görevinde ise daha sonra Kuzey ve Güney adlı başarılı dizi filmin yönetmeni olacak Mehmet Ada Öztekin bulunmakta.

Kaynak:http://www.beyazperde.com/filmler/film-145601/

Ülkem...

Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz.
Devrim Arabaları
Truman Show

Truman Show sinema tarihinin en yaratıcı senaryolarından birine sahip. Dünyanın en güzel adalarından birinde yaşayan halk imrenilecek derecede ütopik bir hayat sürmektedir. Bu adada yaşayan insanlar her güne mutlu uyanıp herhangi bir sorunla karşılaşmadan günü sonlandırıyorlardır. Başkarakterimiz Truman da bu şanslı insanlardan biridir. Güzel bir eşe ve mutlu bir hayata sahip olan Truman, bir gün öldüğünü zannettiği babasını bir gün caddede gördüğü ana kadar hayatı olduğu gibi yaşar. Babasını gördüğüne emindir ancak adam bir anda ortalıktan kaybolmuştur. İlerleyen günlerde çeşitli gizemli anlar yaşayan Truman bir şeylerin yolunda gitmediğini fark edecek, sahip olduğu hayatın gerçek olup olmadığını anlamaya çalışacaktır. 
Televizyon sektörü üzerine yapılan en esaslı eleştirilerden biri olan Truman Show sinema tarihinin en yaratıcı senaryolarından birine sahip. Aynı zamanda başrolündeki Jim Carrey'nin olağanüstü performansını da es geçmemek gerekiyor.

Gerçeklik

"Bize sunulan dünyanın gerçeğini kabulleniriz. "
Truman Show
Forrest Gump

Forrest Gump, zeka seviyesi 75 olan bir erkeğin hayatını ele alıyor. Zeka seviyesi nedeni ile devlet okullarına girmekte bile zorlanan Forrest Gump  zamanla akla mantığa uymayan başarılara imza atıyor. Her ne kadar zeka seviyesi düşük olsa da fiziksel olarak son derece sağlam olan Forrest Gump, zamanla gelişen olaylar zincirinde bizi hayal edemeyeceğimiz bir dünyaya götürüyor.

Vizyon Tarihi:6 Temmuz 1994 Yapımı:1994 - ABD
Tür: Dram ,  Romantik
Süre:142 Dak.
Yönetmen: Robert Zemeckis
Oyuncular: Tom Hanks ,  Robin Wright ,  Gary Sinise ,  Sally Field , Mykelti Williamson
Senaryo: Eric Roth Yapımcı:Wendy Finerman ,  Charles Newirth

Kaynak: http://www.sinemalar.com/film/1053/forrest-gump

Forrest Gump

"Koş Forest, koş..."

"Sadece aptallık yapanlar aptaldır."

"Hayat bir kutu çikolata gibidir, payına ne düşeceğini asla bilemezsin. "

-Neden ölüyorsun anne?
-Vaktim doldu, sıram geldi...ahhh hayır, sakın korkma bitanem ölüm de hayatın bir parçası.

Forrest Gump
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
249
Baskı Sayısı
0. Baskı

Hayat

Hayat yangına benzer.Oradan geçen,alevleri unutur,rüzgâr külleri üfürür,yaşamış olan insandır.

Türü
Roman
Sayfa Sayısı
277
Baskı Sayısı
0. Baskı

Belirsizlik

İnsan ciddi, hayati bir durumla karşılaştığında bir labirent içinde yolunu kaybetmiş hissediyor kendini ya da suya düşmüş çırpınıyormuş gibi. Şimdi'nin imkansızlığı bu. O noktada hatırlamak ve unutmak iç içe geçiyor zihinde. Hatırlananları ve unutmak zorunda olduğun için unuttuğunu sandığın şeyleri birbirinden ayıramıyorsun. Olmuşla olmamışı, yapılması gerekenle yapılmayanı. Yalanla gerçeği.